Set Kelimesinin Anlamları ve Kullanım Örnekleri | Collocations

‘Set, get, have’ gibi kelimelerin çok fazla manası olduğu için bu kelimelerin tüm manalarını ezberlemek oldukça zordur. Bu kelimeleri, sözcük grupları (collocations) olarak öğrenmek, hem daha etkili hem de daha akılda kalıcı olacaktır. Aşağıda ‘set’ kelimesiyle birlikte en çok kullanılan kelimeler ve örnekler verilmiştir. Daha fazlası için İngilizce sözlüğümüze bakabilirsiniz.

set

COLLOCATIONS

set the alarm: alarm kurmak
set the watch: saati ayarlamak
set the table: sofrayı kurmak, masayı hazırlamak
set a trap: tuzak kurmak
set in motion: harekete geçirmek
set on fire: ateşe vermek, kundaklamak
set free: serbest bırakmak
set a target: hedef belirlemek, hedef koymak
set a goal: hedef belirlemek, hedef koymak
set a record: rekor kırmak
set a task: görev vermek
set work: iş vermek
(novel) set: roman (-de) geçmek
(movie) set: film (-de) geçmek
(story) set: hikaye (-de) geçmek
(the sun) set: güneş batmak
(village) be set: köy kurulu olmak, bulunmak
set a precedent: emsal oluşturmak
set an example: örnek olmak
set a standard: standart belirlemek
set a date: tarih belirlemek
set the agenda: gündem belirlemek
set a value: değer belirlemek
set a price: fiyat belirlemek, fiyat koymak
set a limit: sınır koymak, limit belirlemek

ÖRNEK CÜMLELER

Have you set the alarm?
› Alarmı kurdun mu?

I set my watch by the TV.
› Saatimi televizyona göre ayarladım.

I set the table for dinner.
› Akşam yemeği için sofrayı kurdum.

He set the machine in motion.
› Makineyi harekete geçirdi.

All the hostages was set free.
› Tüm rehineler serbest bırakıldı.

Demonstrators set the cars on fire.
› Göstericiler arabaları kundakladı.

They have set a growth target of 12%.
› %12 büyüme hedefi koydular.

He set a difficult goal for himself.
› Kendine zor bir hedef koydu.

She set a new world record.
› Yeni bir dünya rekoru kırdı.

They set me to work painting the walls.
› Duvarı boyama işini bana verdiler.

The movie is set in London.
› Film Londra’da geçiyor.

The novel is set in the 1970s.
› Roman 1970’lerde geçiyor.

The sun sets in the west.
› Güneş batıdan batar.

She set the oven to 250 degrees.
› Fırını 250 dereceye ayarladı.

He sets a bad example for other children.
› Diğer çocuklara kötü örnek oluyor.

Have you set a date for the wedding?
› Düğün için bir tarih belirlediniz mi?

Big corporations set the agenda nowadays.
› Bugünlerde gündemi büyük şirketler belirliyor.

A country alone can’t set the price of oil.
› Bir ülke tek başına petrol fiyatını belirleyemez.

The committee has set new limits on spending.
› Komite, harcamalara yeni sınırlar koydu.
› Komite, harcamalara yeni kısıtlamalar getirdi.

The village was set on a hill.
› Köy bir tepenin üzerine kurulmuş.
› Köy bir tepenin üzerinde bulunuyor.

© 2021 bilexis. All rights reserved.