abandon
Verb
[Transitive]
1
to leave someone, especially who needs your protection, help, etc. with no intention of returning
(birini) terk etmek, bırakmak, yüzüstü bırakmak
  • to abandon one's wife/baby
  • Her mother abandoned her at an early age.
2
to leave a place or vehicle, especially because of danger, force, etc.
(bir yeri/aracı) terk etmek, bırakmak
  • to abandon a car/house
  • Heavy rain forced drivers to abandon their cars.
3
to give up something completely; to stop doing or having something
bırakmak, terk etmek; çekilmek, ayrılmak
  • to abandon a job/habit
  • She decided to abandon teaching.
4
to stop doing an activity before you have finished it
(yarıda) bırakmak/kesmek, vazgeçmek
  • to abandon a game/match
  • The match was abandoned because of rain.
5
abandon oneself toto feel an emotion so strongly that it can control you completely
kendini kaptırmak, -e kapılmak
  • He abandoned himself to despair.
  • She can easily abandon herself to love.
Noun
[Uncountable]
1
in a careless or uncontrolled way, as if someone does not care what other people think
taşkınlık, coşku, kendinden geçme
  • He looked at me with careless abandon.
Collacations
1
abandon a city to an enemy army
şehri düşman ordusuna bırakmak
2
abandon a habit
bir alışkanlığı bırakmak
3
abandon a job
işi bırakmak, işi yarıda bırakmak
4
abandon a place
bir yeri terk etmek, bir yerden geri dönmemek üzere ayrılmak
5
abandon a policy
bir politikayı terk etmek, bir politikayı bırakmak
6
abandon a principle
ilkeyi terk etmek, prensibi bırakmak, prensipten ayrılmak
7
abandon altogether
tamamen terk etmek, bütün yönleriyle bırakmak
8
abandon an attempt
teşebbüsten vazgeçmek, girişimi bırakmak, girişimi yarıda bırakmak
9
abandon an idea
düşünceden vaçgeçmek, fikri bırakmak
10
abandon compeletly
tamamen terk etmek, tamamen bırakmak
11
abandon effectively
etkin olarak bırakmak, fiilen terk etmek, bilfiil bırakmak
12
abandon entirely
tamamen terk etmek, tamamen bırakmak
13
abandon hastily
acilen terk etmek, apar topar terk etmek
14
abandon home
evi terk etmek
15
abandon hope
ümidini kesmek, umudunu yitirmek
16
abandon largely
büyük ölçüde terk etmek
17
abandon negotiations
müzakerelerden çekilmek, görüşmeleri terk etmek
18
abandon one's belief
inancından vazgeçmek, kanaatini terk etmek
19
abandon one's family
ailesini terk etmek, ailesini yüzüstü bırakmak
20
abandon one's farm
çifliğini bırakmak, çiftliğini terk etmek
21
abandon one's job
işini bırakmak, işinden ayrılmak
22
abandon oneself to a story
hikâyeye kapılmak, kendini hikâyeye kaptırmak
23
abandon oneself to despair
umutsuzluğa kapılmak, yeise kapılmak
24
abandon oneself to passion
tutkuya kapılmak, kendini ihtirasa kaptırmak
25
abandon oneself to pleasure
keyiften bayılmak, zevkten dört köşe olmak
26
abandon oneself to the role
kendini role kaptırmak
27
abandon painting
ressamlığı bırakmak, resim yapmayı bırakmak
28
abandon politics
siyaseti bırakmak
29
abandon pretence
numarayı bırakmak, gibi görünmeyi bırakmak
30
abandon ship
(batan) gemiyi terk etmek
31
abandon someone to one’s fate
kendi kaderine terk etmek
32
abandon teaching
öğretmenliği bırakmak
33
abandon the baby
bebeği terk etmek
34
abandon the car
aracı terk etmek
35
abandon the deal
anlaşmadan çekilmek, anlaşmadan ayrılmak
36
abandon the game
oyunu yarıda kesmek, oyunu yarıda bırakmak
37
abandon the plan
plandan vazgeçmek, planı bırakmak, planı yarıda bırakmak
38
abandon the practice
uygulamayı bırakmak, teamülü terk etmek
39
abandon the project
projeden vazgeçmek, projeyi bırakmak, projeyi yarıda bırakmak
40
abandon the work
işi bırakmak, işi yarıda bırakmak
41
with careless abandon
umursamadan, aldırış etmeden, ihtiyatsızca
42
with gay abandon
umursamadan, aldırış etmeden
43
with reckless abandon
umursamadan, aldırış etmeden, kayıtsızca
Sign up for our newsletter
Your bones don't break, mine do. That's clear. Your cells react to bacteria and viruses differently than mine. You don't get sick, I do. That's also clear.
© 2021 bilexis. All rights reserved.